Trump’a bakıp Çin’e kılıç sallayanlara!

Trump yönetimi, Çin’e karşı her gün yeni bir yaptırım kararı alıyor. ABD Dışişleri Bakanı, Ulusal Güvenlik Danışmanı, Başsavcı, FBI Başkanı arka arkaya Çin Devletini “Marksist-Leninist olmakla” suçlayan tantanalı konuşmalar yaptılar. ABD yönetimi sadece laf söylemediğini, eyleme geçtiğini göstermek gayretiyle de “casusluk merkezi” olduğunu ileri sürerek Çin’den Houston’daki Başkonsolosluğu’nu kapatmasını istedi. Cevap gecikmedi, Pekin de karşılıklılık (mütekabiliyet) gereği ABD’nin Batı Çin’deki Chengdu Başkonsolosluğu’nu kapattı.

KILAVUZU BLOOMBERG OLANLAR

Başta Bloomberg kanalı olmak üzere, ABD güdümündeki “ekonomi basını” Çin ekonomisinin, Trump kararlarından çok etkilendiğini kanıtlamak için yarışıyorlar. Türkiye’deki “Televole iktisatçıları” da Bloomberg’den duyduklarını gerçek kabul edip, papağan gibi tekrarlıyorlar. Hatta daha da ileri gidip, uluslararası tedarik zincirlerinin Çin’i terk ettiği yalanını “gerçek” kabul ederek, “Türkiye’ye fırsat doğduğunu” ileri sürenler bile var.

AMERİKAN ŞİRKETLERİ ÇİN’DE KALACAĞIZ DİYOR

Oysa Çin bu bilgileri saklamıyor. Zaten saklamak da mümkün değil, istese de saklayamaz. Çin Dışişleri Bakanlığı 4 Ağustos 2020 günü yaptığı açıklamada, Çin’den önemli bir yabancı sermaye kaçışının olmadığını ve tedarik zincirlerinin yer değiştirmediğini açıkladı. (1)

Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Wang Wenbin, “Çin, yabancı sermayenin büyük kaçışıyla vb. karşılaşmadı, karşılaşmayacak. Bunun yerine, birçok yabancı yatırımcı Çin’in kısa sürede toparlanması, ekonominin istikrar kazanması ve iyileştirilmiş iş ortamı ve büyük pazar avantajı ve potansiyelini değerlendirerek yatırımlarını artırıyorlar” dedi.

Wang, Çin Ekonomisi’nin salgından toparlanan ilk ekonomi olduğunu ve bu yılın ikinci çeyreğinde yüzde 3,2 oranında büyüdüğünü söyledi.

Sözcü, Çin Ticaret Bakanlığı tarafından yapılan son araştırmaya dayanarak, Çin’deki yabancı sermayeli işletmelerin yüzde 99,1’nin faaliyetlerinin devam edeceğini saptadıklarını belirtti.

Sözcü Wang, ABD-Çin İş Konseyi (USCBC)’nin üyesi olan yaklaşık 150 şirketle yaptığı en son anketin, Çin’in son birkaç yıldaki iş ortamını daha da iyileştiren politikalarının, yabancı şirketlerin Çin’deki üretim ve operasyonları için kolaylık sağladığını ve ABD şirketlerinin Çin pazarında hâlâ iyimser olduğunun belirlendiğini aktardı.

MERCK EN BÜYÜK LABORATUVARINI ŞANGHAY’DA AÇTI

Trump ve Pompeo istediği kadar Çin’e atıp tutsun, Fortune dergisinin 2020 yılı dünyanın en büyük şirketler sıralamasında 69. sırada yer alan, (94 bin çalışanı ve 42.3 milyar dolar cirosuyla) en büyük 4. ilaç devi Amerikan Merck, Şanghay’a iyice yerleşiyor. Üstelik Merck, dünya çapındaki en büyük merkezini Şanghay’da açmış bulunmakta. Daha da önemlisi Merck, Şanghay’daki dev laboratuvarını temel alarak diğer araştırma merkezleri ve laboratuvarlarla işbirliği içinde teknoloji transferini ilerletmede ve Çin’de biyotıp alanındaki yenilikçi uygulamaları geliştirmede olumlu bir rol oynamayı taahhüt etti. Bu yatırım, Çin’in tıp alanındaki teknolojik ilerlemesine de hizmet ediyor.

Kapitalist ülkelerde ekonomik daralma sürerken, bu ülkelerin şirketlerinin Şanghay’a yatırım yapma hevesleri hiç azalmıyor. Son üç ayda Şanghay’da toplam tutarı 8 milyar doları aşan 54 yabancı yatırım projesi imzalandı. Bunlardan üçünü Fortune 500 listesindeki şirketler yaptı.

Yatırım alanları ise biyotıp, ileri teknolojiler, ağ teknolojisi, yenilebilir enerji ve finans gibi sektörleri içeriyor.

İstatistikler, bu yılın ilk yarısında, Şanghay’ın ödenmiş yabancı sermaye yatırımının, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 5,4 oranında artarak 10,28 milyar ABD dolarına ulaştığını gösteriyor. Bu yıl 26 çokuluslu şirketin bölge merkezi Şanghay’a taşındı ve 10 şirketin Ar-Ge merkezi kuruldu. Böylece, bölge merkezini Şanghay’a taşıyan şirket sayısı 746’ya çıktı, Şanghay’daki yabancı sermayeli Ar-Ge merkezlerinin toplam sayısı 471’e ulaştı

Asya Pasifik Merkezini Şanghay’a taşıyanlardan biri de dünyanın en büyük endüstriyel yazılım sağlayıcısı Fransız Dassault Systèmes şirketi. Dassault Systèmes’in başkan yardımcısı Sylvain Laurent’e göre, “Şangay dünyanın en yenilikçi şehirlerinden biri”. Şöyle ekliyor Laurent: “Hızlandırılmış bir gelişme dönemindeyiz. Değer verdiğimiz şey Şanghay’daki yüksek kaliteli iş ortamı ve Çin’in ve hatta tüm Asya bölgesinin güçlü kalkınma ivmesidir.” (2)

ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER ÇİN’DE YERELLEŞİYOR

ABD-Çin gerginliklerine ve COVID-19 salgınının yarattığı aksaklıklara rağmen, Çin’de satış yapan birçok ABD şirketi büyüme fırsatlarını görüyor. ABD-Çin İş Konseyi (USCBC) üyesi şirketlerin yüzde 90’ı, Çin’deki yatırımlarının ana hedefini büyüyen pazara ulaşmak ve bu pazara daha fazla satış yapmak olarak belirlemiş bulunuyor. USCBC yıllık anketinin sonuçları, Çin’in diğer pazarlara kıyasla büyüme için en uygun pazar olduğunu gösteriyor. Uluslararası Para Fonu’nun, Çin’in 2021’de yüzde 8,2 oranında büyüyeceği tahminini hatırlatıyorlar.

Çin’de çok uluslu tedarik zinciri şirketlerinin yerelleşmesi yeni bir gelişme değil. Son yirmi yılda, Çin’e ürün satan çok uluslu şirketler yerel montaj, işleme, ürün geliştirme ve destek işlevlerine yatırım yapıyorlar. ABD şirketleri için yerelleşme, müşteriye yakın olma imkânı veriyor ve aşırı rekabetçi pazarda rakiplere karşı üstünlük yaratıyor.

‘ÇOK PARA KAZANIYORLAR AYRILMAK İSTEMİYORLAR’

Beklenmedik COVID-19 salgını da Çin ve Asya-Pasifik’teki şirketleri bölgesel tedarik zincirlerini yerelleştirmek konusunda zorladı. Bu açıdan da Çin’in en elverişli imkanlar sunduğunu keşfettiler. Örneğin, Çin’deki üretimi için Güney Doğu Asya’dan elde edilen hammadde veya ara mallarına dayanan bir şirket, salgın kaynaklı taşıma kısıtlamalar nedeniyle malzemeleri Çin’e sokamadı. Oysa Çin salgının getirdiği kısıtlamaları kaldırmış, fabrikalar üretime başlamıştı. Ancak Çin dışındaki tedarikçileri hâlâ salgın nedeniyle kapalıydı. Daha yerelleşmiş rakipleri bu sayede öne geçtiler.

Amerikan şirketleri Çin’deki büyüme potansiyelini görüyor ve bu büyümeden azami pay almak için mevcut faaliyetlerini genişletmek zorunda olduğunu saptıyorlar. Salgından önce, Çin’de yerel tedarik kapasitesinin genişletilmesini güvenceye alacak yeterli talep zaten vardı. Salgından sonra ise Çin pazarındaki satışlarda rekorlar kırdıklarını belirterek talebi karşılamak için üretim kapasitelerini artırmaları gerektiğini kaydediyorlar.

Çin’deki pazar araştırması alanında en etkili Amerikan şirketlerinden biri olan China Market Research Group’un kurucusu Shaun Rein, “Genel olarak, Amerikan şirketleri Trump yönetiminin Çin hakkındaki gerçeklere dayanmayan görüşlerine karşı çıkıyor. Burada çok para kazanıyorlar, ayrılmak istemiyorlar,” diyerek durumu özetliyor. (3)

SONUÇ: ABD’NİN ARTAN GÜVEN EKSİKLİĞİ

ABD’nin askeri olarak da Çin’le Asya Pasifik’te boy ölçüşemeyeceği başka bir yazının konusu. Çin Devlet Konseyi Üyesi ve Dışişleri Bakanı Wang Yi, önceki gün, 5 Ağustos 2020 tarihinde Xinhua Haber Ajansı’na verdiği röportajda, Türkiye’deki Amerika taraftarlarının kulaklarına küpe olacak bir saptama yapıyor: “Diplomatik Savaş” başlatma ABD’nin gücünü kanıtlamıyor, ancak artan güven eksikliğini ortaya çıkarıyor.” (4)

1. https://news.cgtn.com/news/2020-08-04/China-has-not-and-will-not-see-major-flight-of-foreign-capital-MOFA-SGnkhVaz3q/index.html

2. http://www.investsh.org.cn/upload/article/file/2020_3/7_30/mlg1kd86y4o0.pdf

3. https://thehill.com/policy/international/508983-deteriorating-relations-with-china-put-us-companies-on-edge

4. https://news.cgtn.com/news/2020-08-05/Chinese-FM-Starting-diplomatic-war-shows-U-S-lack-of-confidence–SI6wKxJF72/index.html

Add Your Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir